hypatia

Durum: 9 - 0 - 0 - 0 - 19.01.2018 20:40

Puan: 188 - acemi yazar

7 ay önce kayıt oldu. 1.nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.

angelman sendromu

as. olarak da bilinen genetik bir hastalıktır. genellikle bebeklerde 12.ci aydan sonra farkedilir. konuşma bozukluğu, denge kurmakta zorluk, zeka düzeyinde gerilik gibi bulguları olan hastalığın en belirgin özelliği sebepsiz sık sık gülümsemek ve kahkaha atmaktır.

alexandrias genesis sendromu

iskenderiye kökenli gen hastalığıdır. en belirgin özelliği gözbebeklerinin mor olmasıdır. diğer insanlara göre görüş açıları daha geniştir. genelde kadınlarda görülür. genesis sendromlu kadınların saç, kaş, kirpik dışında bedenlerinde başka kıl bulunmaz ve adet dönemlerinde dahi doğurganlıkları devam ettiği için hamile kalabilirler.

antik mısır'da genesis sendromu taşıyan kadınlara "ruh insanı" bazı kültürlerde de "şeytanın "kızları" denilirdi.

her yere her şeye 15 temmuz ismi vermek

afişlerle desteklenip gözümüze sokulan olay. ellerinden gelse ülkenin adını "15 temmuz şehitleri ve gaziler cumhuriyeti" olarak değiştirecekler. tamam o tarih yaşandı bitti. ancak her fırsatta ulu önder atatürk'ün heykellerini, okullara, caddelere verilen isimlerini eleştirip aynı şeyi yapmaları abesle iştigaldir açık ve net.

the shawshank redemption

fenomen olan ve sinema tarihine geçen sayılı filmlerden biridir. 1994 yılında vizyona girdiğinde hasılat rekoru kıramadı, zarar etti ancak vizyondan kalkınca izlenilmeye ve değeri bilinmeye başladı.
kurgusu, geçişleri, karekterleri güzel işlenmiş. izlerken sadece film izlemiyorsunuz. düşünüyorsunuz, iyiyliği, kötülüğü, haksızlığı, acımasızlığı, çaresizliği, umudu, sabrı ve zaferi iliklerinize kadar hissediyorsunuz. film size bunu yaşatıyor.

filmi ilk kez 13 yaşımda izledim. belki içimde var olan belki de filmin bana öğrettiği iki şey karakterimin gelişmesinde büyük rol oynadı.

biri "asla vazgeçme" oldu. andy'nin hapishaneye kütüphane kurdurmak için 10 sene boyunca düzenli olarak her hafta vakıfa metup yazması. ve kütüphane kurulunca. redd'e verdiği cevap.
"artık her hafta iki tane yazacağım "

ikincisi umut.
“unutma red. umut iyi bir şeydir. belki de en iyisi. ve iyi şeyler asla ölmez"

john mellencamp

sahne adı johnny cougar olan abd'li rock şarkıcısı, aktör ve ressamdır. akılda kalıcı şarkıları ile müzik literatürüne giren mallencap aynı zamanda illinois'de kurulan "farm aid" projesinin de kurucu üyelerinden oldu. farm aid projesi, illinois toprakları içinde icra, ipotek borçları altında ezilen çiftcilere maddi destek sağlamak ve tarımsal kalkınmaya destek sağlamak için yardım konserleri şeklinde devam etti.

cocukluk arkadaşı george green ile yazdığı "hurts so god" şarkısı ile grammy en iyi erkek rock vokal performansı ödülünü kazandı. şarkı aynı zamanda o dönemin gençlik filimi olan "footlose" filminin soundtrack'inde yer aldı.

kayhan

emek verilip, seyirciye bilgi, his, duygu anlamında çok şey katacak filmler gişede kalırken popüler kültür kurbanı yurdum insanları tarafından gişe rekoro kıracak filmdir. işte bu dellendiriyor insanı. bu tür filmler sinema düşmanıdır açık ve net.

george harrison

beatles'ın kurşun gitaristi ve söz yazarıdır. grubun sessiz üyesi olarak bilinen harrison hint kültürü ile çok ilgiliydi hinduizm'i benimsemişti bu yüzden beatles şarkılarında hinduizm maneviyatı ve hint esintileri yer almıştır.
bir gazeteciyle yaptığı röportajda verdiği cevap o dönemde gazetelerin ve dergilerin baş sayfalarında yer almış.
gazeteci-evli misiniz?
harrison- hayır george'yim.

hey jude

paul mccartney tarafından beatles'dan grup arkadaşı john lennon'un eşinden boşandığı sırada lennon'un oğlu julian için yazdığı şarkıdır.

ege sözlük

fikirlerine her daim önem verdiğim arkadaşımın önerisi ile katıldığım platform.

mustafa kemal atatürk

yeryüzüne ayak basmış sayılı liderlerden biridir. türk milletine olan bağlılığı, vatan severliği ve koskoca ülke kurup, sonraki nesillere sağlam temellerle bırakması başımıza gelen en büyük şanstır.

nur içinde uyusun.

atatürk'ün gençliğe hitabesi

nutuk'un bitiş paragraflarıdır:

ey türk gençliği!

birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

ey türk istikbalinin evlâdı! işte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

-20 ekim 1927

her yere her şeye 15 temmuz ismi vermek

tamam önemli yerlere verin, tamam o günleri unutmayalım, ders çıkaralım, tamam birilerine ders olsun da her yere her şeye de vermeyelelim be. sihri bozuluyor.

yakında 15 temmuz prezervatifi çıkacak diye korkuyorum. 15 temmuz bebek bezi.

the shawshank redemption

üstteki girifte * birkaç ekleme gireyim,

film hapishane filmleri alt türüne aittir, suç filmlerini genelde polisiyelere atfederiz.
diyalogdan ziyade filmin dış anlatım kullanımı muazzamdır. (bkz:morgan freeman)
tim robbins ortalama bir aktörken bu filmle "benim" diyenlerin hatırlanmayacağı dimağlarda unutulmaz bir simaya dönüşmüştür. ayrıca kitaptaki kısa öykünün adına ve posterlere ithafen rita hayworth ve raquel welch bakınızlarını da verelim.

son olarak;

(bkz: brooks was here)

kayhan

şahan gökbakar isimli komedyen bozuntusunun yeni filminin ismidir. fragmanından da anlaşılacağı gibi filmin hitap ettiği kitle, iq seviyesi 0'a yakın olanlardır.

nacizane önerim; fragmanı izlemeye tahammül edebilenlere biletin bedava olmasıdır.

kayhan filmi fragmanı;

potemkin zırhlısı

schrödinger'in kedisi

avusturyalı fizikçi erwin schrödinger'in kuantum fiziği teorisi. tanımlayacak kapasitem yoktu, onun yerine kendi anladığımı yazayım.

bu schrödinger, nietzsche ve schopenhauer gibi mizojinist güdülerle kadından kızdan uzaklaşmış, eve kapanmış, cat lady manyaklar gibi evini kedilerle doldurmuştur. gel zaman git zaman eldeki malzeme bu olunca deneyleri bunların üzerinde yapmaya başlamış, satanik tarikatlara ürün tedariki sağlamak karışılığında hayatını idame ettirebilmiş ve en sonunda kafayı sıyırıp zihninde yarattığı simulasyonlarla kedinin hem hayatta hem ölü olabileceğini ortaya koymuş fakat şizofren olarak anılmak yerine pamuklara belenmiştir. kahrolsundur. buridan'ın eşeği ile meşk ettiği rivayet edilir. bremen mızıkacıları da bu münasebetlerden çıkar. ayrıca (bkz: fareli köyün kavalcısı) *

sporla üreme

"bu işyerinde sporla üreme yapılır."

bu tabelayı gördüğüm ilk spor merkezine yazıldım. girişte beni sırtına havluyu atmış "rocky" silvester abimiz karşıladı. altında "italyan aygırı" yazıyor, tamamdır, doğru yere geldim. biyoloji dersinden öğrendiğim iki şey varsa biri süper dişiler, diğeri sporla üremedir. direkt soramadığım için dolayladım, "tozlanmaya ne zaman başlıyoruz?" hevesli olduğum takdir görmüş olmalı ki, yerde duran pis dambıllarla işe başlayabileceğimi söyledi. hemen eldiven istedim ve uzanan deri eldivenleri herifçioğlunun yüzüne çarptım. bu ne aymazlıktı. düello silahı olarak su tabancamı çıkarıp gözüne gözüne vurdum. herif anlamadığım bir dilde böğürüyor, kapıya kadar geçirmem için dişi aygırları çağırıyordu. içimi bir heyecan kapladı. ani gelen bir darbeyle ağzımdan fırlayan dişi görünce dişlerimi dökmelerini istediğini anladım. aygırların cinsiyetini kontrol edemeyecek kadar kapanmıştı gözüm. "süfer dişiler nerde usta" diye sayıklayarak uyanmışım. hoca gözümün içine kaşlarını çatarak baktı ve evde kuytu bir yerde fasulye yetiştirmemi ödev verdi. sonra okul tiyatrosunda bunun piyazını da yemiştik. arılar da vardı ama ne halt yiyorlardı hiç hatırlamıyorum.

esasen sporla üremenin geçmişi olimpiyat tarihine dayanır. sonra çiçek çocuklar peydah olmuş, çiçek hastalığı yeryüzünden silinmiş, magic johnson herkese aids bulaştırmış ve on bin yıllık rte çağına girilerek bilinen insanlık tarihinin sonuna gelinmiştir.

Toplam entry sayısı: 9

kayhan

emek verilip, seyirciye bilgi, his, duygu anlamında çok şey katacak filmler gişede kalırken popüler kültür kurbanı yurdum insanları tarafından gişe rekoro kıracak filmdir. işte bu dellendiriyor insanı. bu tür filmler sinema düşmanıdır açık ve net.

ege sözlük

fikirlerine her daim önem verdiğim arkadaşımın önerisi ile katıldığım platform.

hey jude

paul mccartney tarafından beatles'dan grup arkadaşı john lennon'un eşinden boşandığı sırada lennon'un oğlu julian için yazdığı şarkıdır.

john mellencamp

sahne adı johnny cougar olan abd'li rock şarkıcısı, aktör ve ressamdır. akılda kalıcı şarkıları ile müzik literatürüne giren mallencap aynı zamanda illinois'de kurulan "farm aid" projesinin de kurucu üyelerinden oldu. farm aid projesi, illinois toprakları içinde icra, ipotek borçları altında ezilen çiftcilere maddi destek sağlamak ve tarımsal kalkınmaya destek sağlamak için yardım konserleri şeklinde devam etti.

cocukluk arkadaşı george green ile yazdığı "hurts so god" şarkısı ile grammy en iyi erkek rock vokal performansı ödülünü kazandı. şarkı aynı zamanda o dönemin gençlik filimi olan "footlose" filminin soundtrack'inde yer aldı.

the shawshank redemption

fenomen olan ve sinema tarihine geçen sayılı filmlerden biridir. 1994 yılında vizyona girdiğinde hasılat rekoru kıramadı, zarar etti ancak vizyondan kalkınca izlenilmeye ve değeri bilinmeye başladı.
kurgusu, geçişleri, karekterleri güzel işlenmiş. izlerken sadece film izlemiyorsunuz. düşünüyorsunuz, iyiyliği, kötülüğü, haksızlığı, acımasızlığı, çaresizliği, umudu, sabrı ve zaferi iliklerinize kadar hissediyorsunuz. film size bunu yaşatıyor.

filmi ilk kez 13 yaşımda izledim. belki içimde var olan belki de filmin bana öğrettiği iki şey karakterimin gelişmesinde büyük rol oynadı.

biri "asla vazgeçme" oldu. andy'nin hapishaneye kütüphane kurdurmak için 10 sene boyunca düzenli olarak her hafta vakıfa metup yazması. ve kütüphane kurulunca. redd'e verdiği cevap.
"artık her hafta iki tane yazacağım "

ikincisi umut.
“unutma red. umut iyi bir şeydir. belki de en iyisi. ve iyi şeyler asla ölmez"

ege sözlük

fikirlerine her daim önem verdiğim arkadaşımın önerisi ile katıldığım platform.

george harrison

beatles'ın kurşun gitaristi ve söz yazarıdır. grubun sessiz üyesi olarak bilinen harrison hint kültürü ile çok ilgiliydi hinduizm'i benimsemişti bu yüzden beatles şarkılarında hinduizm maneviyatı ve hint esintileri yer almıştır.
bir gazeteciyle yaptığı röportajda verdiği cevap o dönemde gazetelerin ve dergilerin baş sayfalarında yer almış.
gazeteci-evli misiniz?
harrison- hayır george'yim.

hey jude

paul mccartney tarafından beatles'dan grup arkadaşı john lennon'un eşinden boşandığı sırada lennon'un oğlu julian için yazdığı şarkıdır.

kayhan

emek verilip, seyirciye bilgi, his, duygu anlamında çok şey katacak filmler gişede kalırken popüler kültür kurbanı yurdum insanları tarafından gişe rekoro kıracak filmdir. işte bu dellendiriyor insanı. bu tür filmler sinema düşmanıdır açık ve net.

john mellencamp

sahne adı johnny cougar olan abd'li rock şarkıcısı, aktör ve ressamdır. akılda kalıcı şarkıları ile müzik literatürüne giren mallencap aynı zamanda illinois'de kurulan "farm aid" projesinin de kurucu üyelerinden oldu. farm aid projesi, illinois toprakları içinde icra, ipotek borçları altında ezilen çiftcilere maddi destek sağlamak ve tarımsal kalkınmaya destek sağlamak için yardım konserleri şeklinde devam etti.

cocukluk arkadaşı george green ile yazdığı "hurts so god" şarkısı ile grammy en iyi erkek rock vokal performansı ödülünü kazandı. şarkı aynı zamanda o dönemin gençlik filimi olan "footlose" filminin soundtrack'inde yer aldı.

Ege Sözlük - 2018