the crown

"2. elizabeth anlatıyor" önyargısıyla bu diziye sırtımı dönmüştüm. 2. sezon da bitip arkadaşlardan yüksek oranda övgü duyunca oturup izlemeye koyuldum. şöyle diyeyim, ortada kesinlikle romantize edilmiş ve hatta fiziksel olarak da seyirciye daha çekici gelecek yüzler seçilmiş bir dizi var. ancaaak... istenmeyen bir yükümlülüğü yerine getirmekte olan insanların içine kapandıkları altın kafeste yaşadıkları insanı duyguları bana aktarabiliyorsa bir dizi, iş değişir. her bir bölüm 1 saatlik kendi diliminde farklı bir konuya odaklanıyor, bu da artı bir puan. monarşiye dair çok güzel saptamalar var, kabineyi yönetenin güç manyağı olmaması adına her hafta gidip kraliçe'nin önünde el pençe divan ayakta hesap vermesi, zil çalınca köpek gibi odadan ayrılması gibi. churchill de buna dahil. ikinci sezonda philip'in çocukluğuna odaklanan 9. bölüm antolojilere geçer. tv için yapılmış en iyi işlerden biri olduğunu düşünüyorum. henüz izlememiş olanlar en ufak tereddüt duymadan başlayabilirler, pişman olmayacaklar.

Ege Sözlük - 2018