sosyal medya

asosyal medya olarak tanımladığım.

eskiden filmlerde kötü adamların yüzüne, henüz onlardan şüphelenmeyen kahramanlarımız sahneden çıktıktan sonra, yavaşça oturan bir gülümseme konardı ya; hah, şimdi onu okulda, sokakta, kimselerin olmadığı bir sahilde denize karşı bankta vb. ego doyumuyla beslenen yeni nesil zombilerin yüzlerinde görüyoruz. eskilerden de enfekte olanlar var. ben 2 kuşağın ortasındayım, maymunlar cehennemi finalindeki gibi bu korkunçlu senaryo yaşanırken geçtiğimiz cahiliye sürecinde neler olduğuna anlam verebilmiş değilim. ruhsuz, tepkisiz bitkilere dönüşle "ceset yiyicilerin istilası"nı da anayım türkçe çevirisiyle.

warhol 15 dakikalık şöhret ihtiyacından bahsediyordu ama doymak bilmez bir açlıkla bugün herkes anlık ilginin peşinde. 1 kişiye yahu çekirdek çevreye kendini beğendirmek olgusu da,bu sahte şöhret duygusuyla ulaşabildiği kadar yabancı yüze ulaşma sevdasında, artık lüzumsuz kalmış. great dictator'deki berber koltuğu sahnesi yahut george carlin'in "füzeler dahi erkeklerin penis yarıştırma savaşıdır" taşlamaları falan şu twitter üzerinden abd-kuzey kore başkanlarının "benimki seninkinden büyük ve işlevli" trajikomedisini yaşadığımız günlerde sığınacak liman olmaktan çıkıp bizleri dehşete düşürüyor. idiocracy filmi hayata geçti diyeceğim fakat 3. dünya savaşının einstein'in öngördüğü gibi "taş ve sopalarla" değil, "tuş ve telefonlarla" olacağı inancındayım artık.

bu kadar kalabalık bir gezegen tümden gömlek değiştirebilir mi bir 10, 20 yılda? ve sen aynı kalırsan, bu yeni yabancı gezegende, değişmiş zombilerin arasında enfekte olmadan yaşamak adına motivasyonun ne olur? bilgiyi kiminle paylaşacaksın, cahiliyeyi kime anlatıp da şaşırmasını bekleyeceksin bu ruhsuz ve tepkisiz, giderek kötüye evrilen kitlede. çok garip bir dönemdeyiz, bizi ilerletmesini umduğumuz teknolojilerin, akıllı araçlara güvenip kendini akılsız bırakan bireylerce insanlığı daha da tembelliğe, geriye götürdüğü bir dönem; üzerine söylenecek çok şey var belki ama 2 satırdan fazla yazdığınızda özetlemenizi, çünkü hiçbir şey anlamadıklarını ricayla söyleyen gençlerle birlikte okuduğumdan, burada da mevzuyu dallandırmadan ilgi odaklarının kucağına bırakıyorum. isteyen besler, isteyen avlunun önüne koyar.

sosyallik dediğimiz olgu bu değildir yalnız, ticarete dökülmesi için terminolojiye katılmış nu-metal, yaşam koçluğu vb. zırvalardan biridir sadece. irc varken sosyal medya yoktu, icq kullandık gene yoktu, audiogalaxy, napster, winmx, neler gördük geçirdik. sözlükler geldi geçti. instagram'dan önce deviantart vardı. facebook ve sonrasında (fincher'in filmi de sağolsun) ortaya çıktı sanıyorum terim, filmin kendisi gibi antipatik geliyor hala, asosyal medya tabirini tekrar bitiştirip meramımı sonlandırayım.

verimli paylaşım alternatifleri için;

(bkz: soulseek)
(bkz: karagarga)
(bkz: cinemageddon)
orta çağ'ın cahiliye döneminden sonra rönesansla birlikte büyük bir aydınlanma yaşandı. hemen ardından yeni keşiflerle birlikte bilgiyi işleme çağı insanlığın odağı oldu. teknoloji gelişti, insanlar değişti. son olarak uzay çağı başladı ve medeniyetler insan gücüyle değil, bilginin, teknolojinin gücüyle liderlik yarışına girdiler. girilen bu yarışta insanlık, paylaşmak, yardımseverlik gibi kavramların pek bir önemi yoktu. bunu insanlara empoze etmek büyük sorunları beraberinde getireceğinden, onun yerine daha etkili ve insanların egosunu okşayacak bir şey keşfettiler. sosyal medya.

tek bir yalan haberin sosyal medyada yayılmasıyla büyük toplumsal olayların yaşanmasına, telafisi uzun zamanlar alacak yıkımların oluşmasına şahit olduk. komşumuzun durumunu facebook'tan öğrendik, insanların zevklerini instagram'dan keşfettik, kimin nerede olduğunu swarm'dan fark ettik.

sosyal medya sayesinde sokağa çıkıp, gerçekte neler olup bittiğini anlama isteği duymadık, duymuyoruz. dibimizdeki insanların aslında neye ihtiyacı olduğunu bilmiyoruz. bir tabak yemeğe muhtaç insanlar için paylaşımımızı sosyal medya'dan yapıyoruz. tüm bunlar olurken nereye gittiğimizi de hiç düşünmüyoruz.

bilgiyi ve teknolojiyi acımasızca kullanan büyük güçlerin neler yaptığını, neler yapabilecek potansiyeli olduğunu sosyal medya sayesinde en iyi biz biliyoruz, ama tüm bunları neden normal karşıladığımızı, engel olmak için neden adım atmadığımızı bilmiyoruz. çünkü sorgulamıyoruz. onun yerine google amca'ya soruyoruz, ne derse tamam deyip oturuyoruz.

insanlar bilgisayarlarını, telefonlarını zararlı yazılımlardan, virüslerden korumak için tonlarca para verip antivirüs programları satın alıyor. ancak sosyal medya virüsünden kurtulmak için herhangi bir şey yapmıyor. hatta tonlarca para verip takipçi satın alıyor, fotoğraflarına beğeni attırıyorlar. birbirine çok bağlı olduğunu düşünen toplumlar aslında bu virüs sayesinde nasıl bir çöküşe gittiğini fark etmiyor.

velhasıl, sosyal medya bir üstteki yazarın da dediği gibi asosyalliğin dibidir, uç noktasıdır. insanların ilgi orospusu olmasını hızlandıran, bu sınıfa sürekli yeni bireyler dahil eden bir virüstür.
günümüzün en çok kullanılan ve aktif kişinin bulunduğu bir internet camiası. benim de severek kullandığım bu mecraların bence herkesin az da olsa kullanması gerektiği düşünmekteyim.
Ege Sözlük - 2018