kevin hakkında konuşmalıyız (we need to talk about kevin) eleştirisi

we need to talk about kevin, lionel shriver’ın türkiye’de aynı adla yayınlanan kevin hakkında konuşmalıyız adlı ödüllü romanından beyaz perdeye uyarlanan filmdir. filmde ki hikaye çarpıcı ve alışılagelmişdir. aile ve annelik kavramlarını yalnızlık, suçluluk, çaresizlik tema etkisinde işlemiş.

başrolümüz eva bütün planlarını ve hayallerini bir kenara koyarak kevin’ı doğuruyor. fakat bu kararın iyi olup olmadığı konusunda karasız. ilk kucağına aldığında ki tavrı bile her şeyi özetlemeye yeterli. evde bebek ağlarken susturamaması onu sahiplenip sevgisini gösterememesi annelik için uygun olmadığının göstergesi. diğer bir sahnede ağlama sesini duymamak için yol çalışmasında biraz beklemesi onun çaresizliğini gösteriyor. böyle büyüttükçe bu huzursuz ve isteksizliği kevin’in hayatına aynı şekilde yansıyor. eva, kevin’a kızdığında ‘sen doğduktan beri paris’te olmak istiyorum.’ der ve bu hiç de durumları düzeltmek için bir çözüm yolu değil.

eva bebek kevin’a baktığında tüm kaybettiklerini görüyor ve kevin’ın bunu anlaması için ise sözlere gerek kalmıyor. annesinin mutsuz ve çaresiz bakışlarından, sessiz haykırışlarından anlıyor söylenmeyenleri. büyüdükçe gözlerindeki kin ve nefret de büyüyor. eva kevin’a ne yüklüyorsa kevin ona bunun bedelini kat kat fazlası olarak ödetiyor. uzun yıllar tuvaleti kullanmayı reddedişiyle, duvarlara püskürttüğü boyalarla, etrafa saçtığı yiyeceklerle başlıyor. aslında sayıları öğrenmişken sorulara cevap vermeyerek, fiziksel bir sorunu olmamasına rağmen verilen komutlara kayıtsız kalarak ödetiyor. belki de tüm yaptıkları “ben buradayım” haykırışlarını içeriyor, “ben doğdum, sen istemesen de buradayım”. biraz büyüdüğünde açıkça “bir şeye alışmak onu sevdiğini göstermez. sen bana alıştın” demesi sevilmediğini düşündüğünü kelimelerle ifade ettiği nadir birkaç sahneden biri. eva kevin’da hayal ettiği çocuğu göremedikçe eşinden bile habersiz celia’ya hamile kalıyor. kötü bir anne olmadığını ona gösterecek yeni bir bebek umuduyla belki de. kardeşini ilk günden çocukça bir kıskançlıkla karşılıyor kevin. yıllar geçtikçe ise kevin’ın olmadığı ne varsa kardeşinde görmeye başlıyoruz. sıcak, olumlu, sevildiğini hisseden ve güvenli bir çocuk oluyor celia, ailesinin keyfini çıkarıyor, korunduğunu ve önemsendiğini hissediyor. kevin ise çok geçmeden önce çok sevdiği tavşanını alıyor celia’nın elinden, sonra ise sol gözünü. celia’nın gözünü kaybetmesinin sebebi kevin’ın ihmali mi yoksa kurduğu tuzak mı açıkça öğrenemiyoruz fakat kevin’ın o ana kadar çizdiği tablo bu soruyu anlamsızlaştırıyor aslında. sanki kevin borçlulardan alacaklarını istiyor kardeşine zarar verirken. celia’yı sol gözünde bir bantla yaşamaya mahkum bıraktığında aslında içinde sakladığı yıllarca sevildiğini, önemsendiğini hissetmeyen ve bir yanı eksik yaşamaya mahkum edilmiş o küçük çocuğun intikamını alıyor kevin. aynı ailenin kardeşinin gözünden görülen versiyonuna dayanamadığını haykırıyor sanki zarar verirken. film boyunca çiftin çocuksuz, özgür ve mutlu sahneleri öyle ustaca serpiştirilmiş ki araya kevin’ın ağırlığı izleyicinin de üzerine çöküyor.

baba (franklin), anne ve oğul arasındaki ilişkinin gürültüsünün hüküm sürdüğü evde bir gölge gibi bir belirip bir kayboluyor. kevin’ı her çocuk gibi, eva’yı ise takıntılı buluyor ve zaman zaman eleştiriyor. sanki aksiyle yüzleşirse baş edemeyeceğini içten içe biliyor. daha büyük bir eve geçmek gibi kararlarda kısa süreliğine belirleyici bir rolü üstlenip sonra sahneyi tekrar eva ile kevin’a bırakıyor. baş edemedikçe yok sayıyor, iki tarafın çekişmesinin rüzgarıyla savruldukça varlığının etkisi hafifliyor. sonunda da gitmek istiyor.

içeriğiyle olduğu kadar isim seçimiyle de anlamlı bir hikaye. filmin ismi eva’nın franklin’e haykırışı olarak yorumlanabileceği gibi, her iki tarafın da içten içe yok saymaya çalıştıkları gitgide büyüyen sorunun altını çizen dış bir ses olarak da algılanabilir. yaşananlara bir isim takmaya çalışmıyor, sürece odaklanıyor. başından beri adım adım yaklaşılan sonu vurguluyor bir anlamda, konuşulmayanları haykırıyor.

genel olarak değerlendirmek gerekirse kevin’ın annesi eva’ya davranışları sevgiyi ve şefkati aramasının bir sonucuydu. eva ise davranışlarının bir aynası olarak karşılaşıyor. oedipus kompleksi olabileceğini de düşünüyorum. çünkü annesine olan ilgisi ve annesini değil babasını öldürmesi bir işaret gibi geldi. aslında eva’nın ruh hali öyle bir çocuğu olmasına sebep oldu. oluşula gelmişin dışında bir film diye nitelendirebiliriz. cesur ve net anlatımı ile trajik ve biraz da dramatik film ortaya koyulmuş
Ege Sözlük - 2018