çit filmi (rabbit-proof fence) eleştirisi

film 1930’lu yıllar avustralya’sında geçiyor. o yıllar da aborjinlerin haklarını aslında onların bir bakıma sahibi olan bir adam yani mr.neville oluşan üçüncü ırk olan melezleri farklı bir yol güderek değerlendirmek istemektedir. çünkü beyazlar üçüncü bir ırk istememektedir. bu durum sonucunda aslında avustralya’nın yerli halkı olan aborjinlerden kız çocuklarını yasal hak olarak görerek onları köle olsun diye eğitmek için bir okul benzeri ama daha sert bir eğitim olan bir yere götürülüyordu. bunlar yapılırken ailelerinden hiçbir şekilde izin alınmıyordu. çünkü aborjinleri ikinci sınıf bir vatandaş gibi görüyorlardı.

üç melez olan molly, daisy ve graice çoğu kız çocuklara yapıldığı gibi ailelerinden alıkonulup evlerine yaklaşık 1900 km uzaktaki bir merkeze getiriliyor. aralarında büyük olan molly zeki kişiliği bu yapılanları kabul etmiyor ve evlerine dönmek için esir kampı benzeri yerden kaçıyorlar. aslında onları takip eden hiç de pes etmeye niyeti olmayan mr.neville ve onun adamı moodoo var. molly elinden geleni yapıyor ve haftalarca süren kovalamaca benzeri eve dönüş hikayeleri başlıyor. başlar da umutsuz olan daisy ve gracie , sonraları molly’nin bu hırsına ve eve dönme isteği için onla yola çıkıyorlar.

avusturalya da tavşanlar çiftçilik yapılan bölgeler geçmesin diye uzunca çitler vardır. işte bu çitler aslında büyük bir hayata tutunma hikayesine yardımcı olmuştur. bu hikaye değil yaşanmış bir olaydır. aslında beyazların sanki oranın yerli halkı ve sahibi gibi davranmaları ne kadar azalsa da önceki yıllarda bir hayvan kadar değer verilen bir halk vardı. bu üç küçük kızın yapmaya çalıştığı şey aslında onca dayatmaya rağmen büyük ve muazzam bir başkaldırının hikayesidir. bir an duraklasalar aslında diğer insanlar gibi etkin gücün onları istedikleri doğrultuda yontmalarına izin vermiş olacaklardı. bu üç kızın kararlığı ve hırsı sayesinde onlar binlerce kilometre evlerine ulaştılar. o kadar saf ve temiz bir hedefleri vardı. sadece yaşamak istediği aslında ait olduğu yerde istediği bir yaşam sürmek istiyorlardı. sadece kendinden ten rengi olarak çok açık olan bir insanın kölesi olmak zorunda olmak istemiyorlardı.

yola çıkarken önlerinde binlerce kilometre değil aslında toplumun dayattığı bir sistem karmaşası vardı. ya verilen rolü alıp razı olacaklardı yada olması gerektiği gibi yaşamak istedikleri hayatı yaşayacaklardı. tam bir başarı hikayesi kabul edilebilecek bir olay. bu kadar güven ve hırsın karşısında hiçbir gücün duramayacağını göstermiş oldular. bu film aslında gerçek bir olaydan alıntı olduğu için insan da daha derin duygular oluşturuyor. bana ayrı bir yaşama isteği kattı açıkçası. hedeflerimiz için söylenenlere değil zorlananlara değil isteğimize koşulsuz bir şekilde odaklanmamız gerektiğini gösterdi.
seçmeli ''sinema ve çocuk'' dersinde izleyip yapmamız istenilen eleştiri.
Ege Sözlük - 2018